.
 
ENG
 

.
KÜNİB Fuarına Bakü’de Yoğun İlgi
.
KÜNİB’e 5 Ülkeden 29 Yeni Katılım
.
Ulaştırma, Denizcilik Ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’a KÜNİB’den Fahri Doktora





.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin 7. Olağan Kongresine Katıldı
.
Kafkasya Üniversiteler Birliği 7. Olağan Kongresi Yapıldı
.
KÜNİB Kurucu Başkanı Prof. Dr. Ramazan Korkmaz AZ TV’ye Konuk Oldu





.
KÜNİB TRT AVAZ’a Konuk Oldu
.
KÜNİB Eğitim Fuarı Büyük Katılımla Gerçekleştirildi
.
KÜNİB Başkanı Prof. Dr. Ramazan Korkmaz Bakü’de Türkloji Kongresine Katıldı





Sayfa : 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 |
Ana Sayfa Tüm Etkinlik ve Haberler

22 Şubat 2013

KAFKASYA ÜNİVERSİTELER BİRLİĞİ II. OLAĞAN KONGRESİ KONUŞMALAR

Gia Abuladze - Acara Özerk Bölgesi Eğitim, Kültür ve Spor Bakanı 
Öncelikle herkesi davet ettiğiniz için içtenlikle hepinizi selamlamak istiyorum. Batum’da sizleri ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Türkiye ve Gürcistan tarafında yapılan reformlar bölgemizi geliştirmek için önemli imkânlar sağlamıştır. Gördüğünüz gibi birkaç yıl içinde şehrimiz farklı bir şehir haline getirilmiştir. Şehrimizin ve bölgemizin hem ekonomik hem de alt yapısal olarak gelişmiş olduğunu açıkça görebilirsiniz. Bizler için uluslar arası ilişkilerin pekiştirilmesi çok önemlidir. Bu ilişkilerin genellikle Kafkasya’da geliştirilmesi daha da önemlidir; çünkü bizler tarih boyunca birbirimize sıkı bağlarla kalmışız. Bizler, Acara Özerk Hükümeti olarak bu ilişkilerin daha da derinleştirilmesine ve sağlamlaştırılmasına hazırız. Bundan dolayı gerek bölgede gerekse halklar arasında ilişkiler daha da genişletilmektedir. Eminim hem bizim güzel şehrimiz hem de misafirperverliğimiz sizleri yeterince etkileyecektir. Sizlere ve bütün kongreye başarılar diler, saygılar sunarım. Ayrıca Acara Özerk Cumhuriyeti Hükümeti Başkanı Levan Varşalomidze’nin de selamlarını sizlere iletmekten memnuniyet duyarım.
Prof. Dr. Ramazan Korkmaz - Kafkasya Üniversiteler Birliği Başkanı ve Ardahan Üniversitesi Rektörü 
Sayın Acara Özerk Bölgesi Eğitim, Kültür ve Spor Bakanı, Sayın YÖK Başkanımız, Sayın Valim, Sayın Milletvekilim, Sayın Başkonsolosum, Sayın Yunus Emre Enstitüsü Başkanım, Sayın TİKA Başkanı, Sayın Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkan Yardımcısı, Sayın Değerli YÖK Üyeleri, Değerli Rektör arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler, değerli basın mensupları hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Fransız düşünür Alain’in meşhur bir sözü var. Alain, “İçiniz sıkıldığında dağlara bakın” diyor. Yani bir insan kendi içine kapandığı zaman, kendisi ile savaşmaya başladığı zaman, kendi kendisi ile uğraşmaya başladığı zaman başarılı olması mümkün değil; çünkü insanın kazanabileceği tek savaş kendisine karşı yürüttüğü savaştır. Toplumlar da insanlar gibidir. Kendi içine kapandıkları zaman, kendileriyle savaştıkları zaman başarılı olmaları mümkün değildir. Büyüyerek, birleşerek gelişen ve birleşerek büyüyen bir dünya sürecinde Kafkasya üniversitelerinin, Kafkasya ülkelerinin birbirlerine sınırlarını kapamaları, birbirlerine sırtlarını dönmeleri elbette beklenemezdi. Birleşerek büyüyen bir dünya sürecinde Kafkasya ülkelerindeki rektörler de birleşerek ortak bir perspektifi yaratmak üzere güçlerini birleştirmeleri ve bir bakıma dağlara bakmalıydılar. Kısaca Kafkasya Üniversiteler Birliği bir bakıma bölge üniversiteleri rektörlerinin birlikte dağlara bakma projesidir. 
Artık dünyada soğuk savaş dönemi bitmiştir, artık sınırlar geçirgen olmaya başlamıştır. Dolayısıyla gelecekte var olmak ancak üzerinde yaşadığımız toprakların bilgisine sahip olmakla mümkün olacaktır. Kafkasya Üniversiteler Birliği, üzerinde yaşadığımız toprakların geçmişini, kültürünü, kaynaklarını, değerlerini ortak olarak düşünmek, projeler yapmak ve bu kaynakları dünyaya açma girişimidir. 7 kurucu üniversitenin iştirak ettiği bu Birlik ne mutlu ki bugün 42 üniversiteye ulaşmıştır. Gelecekte Birliğimizin daha da güçleneceğini, ortak programlar ve projelerle bölgeyle ilgili dünyaya yüksek ve önemli mesajlar vereceğine inanıyorum. 
Birliğimizin kuruluşundan beri Yunus Emre Enstitüsü’nün çok büyük desteklerini gördüğümüzü burada belirtmek istiyorum. Ayrıca Başbakanlık TİKA ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları gibi ülkemizin gelecek perspektifini çizen kurumlarımızın da Kafkasya Üniversiteler Birliği’ne büyük katkı sağladığını belirtmek ve bundan dolayı kendilerine teşekkür etmek istediğimi belirtmek istiyorum. Birleşerek büyüyen bu dünya sürecinde Kafkasya Üniversiteler Birliği geleceğin nesillerini yerleştirmek ve geleceği inşa etmek için projeler üretmeye devam edecektir. Bu bakımdan bu II. Olağan Kongremizi onurlandıran YÖK Başkanımıza, YÖK üyelerine, Sayın Valimize, Başkonsolosumuza, Milletvekilimize, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı’na, TİKA Başkanımıza, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkan Yardımcısı’na, yurt içinden ve yurtdışından gelen – ki biz Batum’u yurt içi gibi görüyoruz- değerli rektörlerimize, konuklarımıza hoş geldiniz diyorum. Bize ev sahipliği nezaketini gösteren Batum Şota Rustaveli Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alioşa Bakuridze’ye misafirperverliğinden ötürü teşekkür ediyorum. Umuyorum ki bu ışığımız Kafkasya’da ve tüm dünyada güzel yankılar bulacaktır. Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum. KÜNİB olarak 2013 yılında “Tehlike Altındaki Diller” sempozyumunu yapma kararı almış bulunuyoruz. Amerikan dilbilimcilerinin yaptığı çalışmalara göre şuan dünyada 6 bin dil konuşulmaktadır. Bu dillerin yarısı 40-50 yıl içerisinde yok olacaktır. Bu yok olacak dillerin büyük bir kısmı da Kafkasya ve Orta Asya coğrafyası içerisindedir. Her dil kutsaldır ve her dil Tanrı’nın insanlığımıza armağanıdır. O dili konuşanlar çok az olsalar da , çok güçsüz olsalar da, o dillerinin farkında olmasalar da biz dünya üzerinde yaşayan insanlar olarak o dillere sahip çıkmalı ve o dilleri insanlığımızın ortak hafızasına armağan etmeliyiz. Bunun için Amerika’da Harvard ve Rice Üniversiteleri ile görüştük ve bizimle bu sempozyumu ortak bir şekilde yapacaklarına, bize her bakımdan destek olacaklarına söz verdiler. Bunu özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum. Birliğimizin insanlık tarihi açısından önemli olan böyle bir çalışmayı dünya çapında başlatmış olmasından ayrıca mutluluk duyuyorum. Kongremizin başarılı geçeceğini umuyor, tüm katılımcılara saygılarımı sunuyorum.
Prof. Dr. Alioşa BAKURİDZE - Batumi Şota Rustaveli Üniversitesi Rektörü 
 Saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler, değerli katılımcılar. Sizleri Batumi Şota Rustaveli Devlet Üniversitesi adına saygıyla selamlıyor ve Kafkasya Üniversiteleri Birliği’nin II. Olağan Kongresi’nin başarılı ile geçmesini temenni ediyorum.
Üniversitemiz 77 yıl önce kurulmuştur. İlk önce bir pedagoji enstitüsü olarak kurulup 1990 yılında üniversiteye dönüştürülmüştür. Üniversitemizin Eğitim ve Bilim, Sosyal Bilimler İşletmecilik ve Hukuk, Turizm, Mühendislik ve Teknoloji, Tarım ve Ekoloji Fakülteleri gibi 5 fakültesi vardır. Öğrenci sayısı 5 000 civarındadır. Üniversitemizin bünyesinde ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora programları gerçekleştirilmektedir. Kadrolu ve öğretim görevlisi olarak 250 civarında akademik personel ve okutmanımız vardır. Üniversitemizin bilim merkezi edebiyat ve sosyal bilimleri, tarım ve ağaç işletme, bioçeşitlilik ve fitopatoloji gibi üç ayrı dalda faaliyetlerini sürdürmektedir. Günümüzde ise üniversitemizde eğitimin uluslararası seviyeye çıkarılmasına ve ortak araştırmaların sürdürülmesine oldukça önem verilmektedir.
Küreselleşme sürecine girmek, ortak ekonomi ve politik, ortak para biriminden gayrı bizleri işbirliğine, eğitim ve tecrübeye dayalı ortak eğitim sisteminin kurulmasına davet etmektedir. Bugün yaşadığımız kadarıyla açık sistemin ne kadar önemli, bölgesel ve uluslararası önemde olduğunu görmüş oluyoruz. Kaliteli eğitim alan mezunlarımıza uluslar arası geniş bir çalışma alanı doğacaktır.
Bugünkü toplantımız coğrafi, siyasal ve ekonomik açıdan bakıldığında gelecek kuşaklarımızı Avrupa değerlerine yönelik hazırlayacağımızı açıkça göstermektedir. Amacımıza varmak için ortak proje ve eğitim programlarının hazırlanması önerilmektedir. Kongremiz fikir değişimi ve yeni ilişkileri kurmak açısından da çok önemlidir.
İşbirliğimizin devam arzusu ve başarılar dileği ile. 
Prof. Dr. Ali Fuat BİLKAN - Yunus Emre Enstitüsü Başkanı 
Sizleri Saygıyla selamlıyorum ve her türlü işbirliğinde Yunus Emre’nin Kafkasya Bölgesi’ndeki üniversitelerin hizmetinde olduğunu ifade etmek istiyorum. Bugün buraya gelişimle birlikte her üniversitemize birer Türkçe kitap bağışlama müjdesi de vermek istedim. Bizde kitapların hazır listeleri var. Başkanımız vasıtasıyla bu listeleri sizlere ulaştırabilirim. Birliğimiz, belki de ilk büyük faaliyetlerinden bir tanesini geçen yıl gerçekleştirmişti ve bu organizasyonda İstanbul’da yine birlikteydik. Bu tür birliktelikleri Enstitü olarak destekliyoruz. Nitekim Balkanlarda Türkologlar Birliği ve Mısır’da Kahire Türkoloji Derneği gibi bölgesel dernekler, kurumlar, birlikler var ve bu birlikler karşılıklı işbirliği imkanları oluşturmaları bakımından çok önemlidir. Daha önce TİKA’nın başarıyla yürüttüğü ve yine müşterek olarak yürütmeye devam ettiğimiz Türkoloji projesi kapsamında her yıl yaz okulları düzenliyoruz. Buraya Kafkasya Bölgesi’ndeki üniversitelerimizden daha çok öğrenci bekliyoruz. Yazın Türkiye’ye öğrenci göndermenizi bekliyoruz. Akademisyen hareketliliğini destekliyoruz, bir de kısa süreli çalışma yapmak isteyen birlik üyesi üniversitelerimize ev sahipliği yapmak için çeşitli projelere destek verebiliriz. Şimdiye kadar 30’a yakın merkezimiz var. Yılın sonuna doğru bu merkezlere yenileri eklenecek ve en önemlisi de bu ayın sonunda Tiflis merkezimizi faaliyete geçireceğiz. Böylece bölgedeki akademik, kültürel ve sanatsal etkinliklere daha yakından destek verme imkanı bulacağız. Beni davet ettikleri için başta Kafkasya Üniversiteler Birliği Başkanı ve bütün rektörlerimize teşekkür eder, saygılarımı sunarım.
YTB Başkan Yrd. / Mehmet KÖSE:
Sayın Bakan, Sayın YÖK Başkanım, değerli üyelerim, Sayın Valim, Sayın Milletvekilim, saygıdeğer hocalarım; bu  kadar kısa zaman içerisinde bu aşamaya gelmiş olan Kafkasya Üniversiteler Birliği kurucu ve yöneticileri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bölgesel işbirliğinin, bölgesel yakınlaşmanın,  zihinsel altyapısını oluşturacak olan üniversitelerimizin bir araya gelmesi, birlikte çalışması; geleceğimiz açısından, bölge siyaseti, bölge ekonomisi, bölge kültürü açısından önem arz etmektedir. Tabi burada hocalarımız ve rektörlerimizin yanında ben üniversitelerle ilgili, üniversitelerin yapacağı çalışmalardan bahsetmek istemiyorum. Başkanlık olarak sekretaryasını yürütmüş olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı uyruklu öğrencilere verilmekte olan Türkiye burslarından kısaca bahsetmek istiyorum. Bu çalışma tüm kurumlarımızın başta YÖK olmak üzere katılımıyla ortak yürütülmektedir. Dünyada uluslararası öğrenci hareketliliği 3 milyon 700 bin ile 3 milyon 800 bin rakamlarının üzerindedir. Tabi bu rakamdan en büyük payı alan ABD; 600 bin civarında öğrenci çekmekte. Yurtdışına en çok öğrenci gönderen ülkeler ise Çin, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler. Bu üniversite hareketleri ve işbirliğinde öğrenci hareketliliği de önem arz etmektedir. Türkiye olarak uzun yıllardan beri yürütmekte olduğumuz büyük öğrenci projesini yeni bir aşamaya, yeni bir safhaya taşımış bulunmaktayız. Burada Türkiye bursları yeni bölgesel ihtiyaçlara göre dizayn edilmiş, 22 tane burs programı içeren bir çalışmadır. Bunun 17 tanesi şu anda uygulamaya konulmuş durumda. Burs programı lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere 17 program olarak dizayn edilmiştir. Hali hazırda başvurular başlamış bulunmakta, 1 Haziran 2012 tarihine kadar başvurular alınmaktadır. Ulaşılabilirlik noktasında herhangi bir sorun yok, www.turkiyeburslari.gov.tr adresinden dünyanın her tarafından ulaşılabilir. Başvurular başlayalı bir hafta oldu; fakat daha ilk başlangıçta her yerden ulaşılamaz deniliyordu; ancak en çok başvuru altı yüz civarında Afganistan’dan. Elbetteki başkonsolosluklarımız, büyükelçiliklerimize de başvurulabilir. 
Üniversitelerimizin akademisyen yetiştirmelerine katkı sağlayacak programlarımız mevcuttur. Bölge ülkelerimizden üniversitelerimizin lisans son sınıf öğrencilerinin başvurabilecekleri lisansüstü programlar İbn-i Haldun Sosyal Bilimler, Ali Kuşçu Bilim ve Teknoloji, iktisadi çalışmalar, idari ve medeniyet çalışmaları olarak dört tane lisansüstü program vardır. Ayrıca Yunus Emre Vakfı’yla beraber yürütmekte olduğumuz Yunus Emre Türk Dili Branş Kursları lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde devam etmektedir. Diyanet Vakfı’yla beraber yürütmüş olduğumuz İlahiyat Kurs Programı lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde yürütülmektedir. Sağlık Bakanlığı ile beraber yürütmekte olduğumuz İbn-i Sina Sağlık Bilimleri Kurs Programı ön lisans, lisans, yüksek lisans ve uzmanlık alanlarını içermektedir. Lisans bursları ise bölge esasına göre planlanmıştır. Gürcistan, Ermenistan ve Rusya gibi ülke vatandaşları Karadeniz Lisans Programı’na başvurabilmektedirler. Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan, gibi beş ülke Türk Dili Konuşan Ülke Lisans Programı’na başvurabilmektedirler. İran’ın da dâhil olduğu Ortadoğu ülkeleri ise Harran Lisans Programı’na başvurabilmekteler. Tabi ki bunlar bu bölge ülkelerinin Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin olduğu ülkeler olduğu için bunlardan bahsettim. Diğerlerine çok girmek istemiyorum. Bu konularda daha detaylı bilgiler alabilmeniz için web sayfasının adresini verdik. Web sayfasında çok daha detaylı bilgiler var. 
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Dr. Serdar ÇAM / TİKA Başkanı 
Türkiye’den teşrif eden çok kıymetli, çok saygıdeğer rektörlerimiz, hocalarımız hepinizi saygıyla selamlıyorum. Öncelikli olarak Kafkasya Üniversiteler Birliği Başkanı Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz hocamızın böyle bir organizasyona bizi davet etmelerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Bu kadar değerli akademisyen, üniversite temsilcisi ve YÖK Başkanımızın bulunduğu bir ortamda sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu toplantı vesilesiyle yirmi yıl öncesine gittim ve onu da size aktarmak istiyorum. Yirmi sene önce Dış Ticaret Müsteşarı Uzman Yardımcısı olarak görev yaptığım süreçte Asya’daki Sovyetler Birliği dönemindeki devletlerin ayrılması ve bağımsızlaşması süreci yaşanıyordu ve bir toplantı tertip edilmişti. Bende bu toplantıya katılmıştım. Toplantıya katılanların pek çoğu; bu bölgeden yeni devletler, Doğu Avrupa’dan yeni devletler ve batıdan önemli katılımcılardı. O zamanki toplantının temel konusu, yeni kurulan devletlerin kendi başlarına dünyaya açılabilmeleri, rekabet edebilmeleri, işbirliği yapabilmeleri, konvertibl dövizleri olmaması nedeniyle ellerindeki güçleri farklı usulde ticari faaliyete geçebilmeleriydi. Muazzam bir enerji vardı. Yeni bir heyecan, yeni bir hareketlilik ve bir çaba vardı. Aynı ölçüde de zorluklar vardı. Kimi devletlerde tekstil ürünleri güçlüydü, kimilerinde çelik, kimilerinde ağaç ürünleri, kimilerinde deri sektörü… Ama herkes bir noktada güçlüydü. Ancak bunların bir şekilde dünya piyasalarında etkin ve deneyimli bir şekilde harekete geçmesi de bir o kadar sıkıntılıydı. Fransa’dan, İngiltere’den, Almanya’dan, ABD’den, Japonya’dan pek çok kuruluş, bu konularla ilgili uzman kuruluşların yıllardır bir araya geldiklerini o toplantıda gözlemledim. Hiç unutmuyorum, bir İngiliz kuruluşu Polonya’daki tekstil faaliyetleri ile ilgili bilgi verirken; siz Türkiye olarak hazırlık yapın biz dünya piyasalarına 5-6 sene sonra gireceğiz ve bütün tekstil piyasanızı vuracağız şeklinde bir açıklamada bulunmuştu. Gerçekten 5-6 sene sonra baktım ve tekstil konusunda o ülke Türkiye’nin çok çok önüne geçti ve pazarları kaptı. Ve o zaman ilk olarak birlikteliklerin, birlikte çalışmaların, etekteki taşları ortaya döküp paylaşmanın ne demek olduğunu gözlemleme imkânı bulmuştum. Şimdi çok şükür, ne mutlu ki civarımızdaki komşu ülkelerle çok kısa sürede, çok hızlı ve etkin biçimde işbirliği imkânlarını artırarak, dünyadaki ekonomik faaliyetler içinde yerimizi almaya başladık. 
Gerçekten çok önemsenecek, çok dikkate alınacak ve çok önemli sonuçlar doğuracak bir çalışma içinde olduğunuzu bu vesileyle vurgulamak istiyorum. 8 ülke ve 42 üniversiteyle birlikte bölgenin pek çok meselelerini karşılıklı olarak görüşüp, konuşarak çözümler üretmek, bölgenin gelişmesi için çok önemli bir çalışmadır. Esas itibariyle bilim adamlarının bu şekilde birliktelikler oluşturarak dünya meselelerine karşılıklı çözüm üretmeleri gerçekten dünya barışı açısından çok önemli. Çünkü bizler ne kadar çabalarsak çabalayalım akademisyenler kadar bilimsel, bağımsız, tarafsız olma özelliklerine sahip olamayız. Sizler duygularınıza yenik düşmeden gerçeklerin ve doğruların ortaya çıkması için çaba sarf edip, tarihte iz bırakacak önemli insanlar olarak anılacaksınız. Gerçekten bugün iletişim kanalları çerçevesinde artık sınırları aşan bilimsel çalışmalar artmaktadır. Bu itibarla bana göre akademisyenlerin pasaport dahi taşıma ihtiyacının olmaması gerektiğini düşünüyorum. Madem ki makaleleri, yayınları, eserleri, bilimsel sonuçları ve raporları sınırlar ötesine geçebiliyor, çok rahat bir şekilde diğer ülkeler tarafından paylaşılabiliyor, değerlendirilebiliyorsa o eser sahiplerinin de sınırları artık çok rahat bir şekilde geçebilmesi gerekir. 
Karadeniz’in öbür köşesinde çok şirin bir şehirde ilk defa gelmiş olduğum bir şehirde böyle bir toplantı tertip edilmesinden dolayı mutluluklarımı ifade etmek istiyorum. Hayırlı ve güzel bir çalışma olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu tür toplantıların sayısının giderek artırılacağını ümit ediyorum. Bizim kuruluşumuz Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) adı üstünde bulunduğumuz ülkelerde işbirliğine açık olarak çalışma yapıyoruz. Partnerlerimizle, birlikte olduğumuz kuruluşlarla da sürekli koordinasyonu sağlayarak projeler geliştirmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda Yunus Emre Enstitüsü’nün Yönetim Kurulu Üyesi olarak Sayın Ali Fuat Bilkan aynı zamanda yöneticimizdir. Onun koordinasyonuyla, onun talimatları çerçevesinde biz akademik üniversite camiasının her türlü çalışmasını desteklemeye,  proje geliştirmeye her zaman hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum. Ben bu vesileyle tekrar Kafkasya Üniversiteler Birliği Başkanımıza ve yönetim kuruluna, değerli hocalarımıza, akademisyenlerimize, devlet büyüklerimize selam ve saygılarımı sunuyorum. II. Olağan Kongre’nin de başarılı bir şekilde tamamlanmasını temenni ediyorum.
Engin Arıkan  / Batum Başkonsolosu:
Acara Özerk Cumhuriyeti Spor Eğitim ve Kültür Bakanı Sayın Gia Abuladze ve değerli konuklar. Türkiye Cumhuriyeti’nin Batum’daki temsilcisi olarak ülkemizden ve diğer ülkelerden buraya gelen bütün değerli katılımcılara Batum’a hoş geldiniz diyorum. Dış İşleri Bakanımız Prof. Dr. Sayın Ahmet Davutoğlu da bu kongreye selamlarını ve başarı dileklerini iletmemi istedi. Ayrıca bu kongrenin gerçekleştirilmesine izin veren Acara Özerk Cumhuriyeti hükümetine teşekkür etmek istiyorum. Bölgenin parlayan bir yıldızı olan ve her geçen gün daha da gelişen Batum’da böyle önemli bir toplantının yapılmış olması başkonsolosluğumuz için memnuniyet verici bir gelişme. Toplantının gerçekleştirilmesinde büyük emekleri olan Batum Şota Rustaveli Üniversitesi yetkililerine ve Ardahan Üniversitesi yetkililerine tekrar başkonsolosluğumuz adına teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum. 
Mustafa Tekmen / Ardahan Valisi:
Sayın Bakan, değerli YÖK Başkanımız, kıymetli rektörlerim, bilim adamları; milletvekillerim, değerli misafirler, hanımefendiler ve beyefendiler; Türkiye Cumhuriyeti’nin Gürcistan’a en büyük sınırı olan Ardahan ilinin Valisi olarak ve birincisine ev sahipliğini yaptığımız Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin II. Olağan Kongresi’ni Gürcistan’ın Acara Özerk Cumhuriyeti’nin güzel başkenti Batum’da gerçekleştirmekte olmanın mutluluğunu dile getirerek sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. 
Kafkasya Üniversiteler Birliği, bu bölgenin kültürel, tarihsel ortak değerlerimizi yeniden canlandıracak  ve bunu halklarımıza tekrar kazandıracak akademik bir birliktir. Çağdaş üniversite anlayışının klasik üniversite görevlerinin daha da ötesinde bazı fonksiyonlar üstlendiğini biliyoruz. Bunların başında üniversiteler ARGE çalışmalarıyla bulundukları bölgenin hem ekonomik hem kültürel hem tarih değerlerini ortaya çıkartarak, o bölge halkının refahına, kalkınmasına katkıda bulunmaktadır. Kafkasya Üniversiteler Birliği de Ardahan’da kuruldu. Ardahan, Kafkaslara ve Orta Asya‘ya açılan kapımızdır. Ayrıca haberleşmenin ve ulaşımın hızla arttığı ve bu teknolojik gelişmelerle çözülmeye uğrayan dünyamızda, insanlarımızın bölge halkının refahı için bölgesel, ekonomik işbirliği yapma zorunluluğu kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Üç yıl önce Ardahan’da valiliğe başladığım zaman Rektörümüzle beraber Ardahan Üniversitesi’ni eğitime açmıştık.  Aynı şekilde üye sayısının 42’ye ulaştığını öğrendiğim Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin de 2009 yılında kurulduğunu belirtmek isterim. Bu kültürel birliğe paralel olarak, aynı bölgede ekonomik işbirliğinin de bir araştırmasını yaptırdık. Onun da hayata geçmesi için çaba harcıyoruz. Bu ekonomik ve bölgesel işbirliğini “Kura’da Buluşalım” logosuyla özetleyebilirim. Birlik, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye ekonomik bölgesel işbirliği projesidir. Hazurunun ekseriyeti bilim adamı olduğu için çok rahatlıkla hatırlayacaklardır. 1850’li yıllarda “Tuna Birliği” isimli Avrupalı bir birlik kurulmuştur. Bu birlik, Tuna Nehri’ne komşu olan ülkeler Birliği’ydi. O birlik bugün bütün Avrupa’nın ulaşımında kilit bir rol oynayan bir Birlik haline geldi. 
Ardahan Valiliği görevime başladığımda ARGE çalışması sonucu olarak ulaştığımız bu “Kura‘da Buluşalım’’ projesi de bundan esinlenen bir projedir. Çünkü Kura nehri Ardahan’da Allahu Ekber dağlarından doğar Ardahan kalesinin dibinden tarihi şırıl şırıl akıtarak Gürcistan’a, Tiflis’e götürür. Tiflis’i Tiflis yapar ve daha sonra da Azerbaycan’dan Hazar Denizi’ne dökülen bir uzun nehrin hikâyesidir. Şu anda bu projemiz iki ülke arasında ve hemen akabinde de üçüncü ülke arasında imza aşamasına gelmiştir. Gerek bu bölgesel işbirliği projesi gerekse Kafkasya Üniversiteler Birliğimiz -ki hızla bu bölgeden güneşin doğuşu gibi bütün dünyaya ışığını gösteren- iki proje son yıllarda hükümetimizin sınır ötesi politikaları nedeniyle geliştirilen gerek İpek Yolu dediğimiz tarihi demiryolu ulaşımının gerekse Sarp, Aktaş, Türkgözü sınır kapılarımızın aktivitesinin artmasıyla çok daha büyük önem arz edecek durumdadır. Bütün bu insan hareketleri ve mal hareketleriyle Kafkasya, Asya ve Avrupa arasında en büyük bağı sağlamış olacaktır. Bu gelişmeler bölge halkının ve dolayısıyla bütün dünya insanlarının huzuru ve refahı için yapılan ve başlatılan çalışmalardır. Bu duygu ve düşüncelerle kongremizin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi şahsım adına selamlıyorum. 
Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya / YÖK Başkanı:
Sayın Bakan, değerli katılımcılar Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin II. Olağan Kongresi’nde bulunmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğumu ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Üniversitelerimizin kendilerine özgü hedef ve stratejiler belirlemeleri, güçlü bir yükseköğretim sistemi ve alanı inşa edebilmemizin olmazsa olmaz şartlarından biridir. Üniversite demek çeşitlilik demektir.  Her üniversitenin aynı alanlara yoğunlaşması, aynı alanlarda kaliteli ürünler ortaya koyması düşünülemez. Üniversitelerimiz kendilerine stratejik alanlar seçmeli ve bu stratejik alanlarda yoğunlaşmalıdırlar. Üniversitelerimiz sadece kendi bölgelerine, yerelliğe mahkûm olamazlar. Ama bölgesel ihtiyaç ve yönelimleri de dışlayarak yol alamazlar. Üniversitelerimiz gerek araştırma gündemlerini oluştururken gerek yükseköğretim hizmeti sunarken bölgesinin gerçeklerini dikkate ele almak durumundadırlar. Bilimsel üretim süreci yerel sorunlara evrensel çözümler üretebilme sürecidir. Bu çerçevede güçlü bir yükseköğretim sistemi oluşturabilmemizin önemli bir şartı ortak inisiyatifler, ortak projeler, işbirlikleri oluşturabilme kapasitesidir. Üniversitelerimizin stratejik hedefler doğrultusunda bir araya gelmeleri ve işbirliğine gitmeleri yükseköğretim alanımızı çeşitlendirecek ve kaliteyi arttıracaktır. 
Değerli katılımcılar tarihin normalleştiği bir anda yaşıyoruz. Binlerce yıllık medeniyetler tarihi perspektifinden baktığımızda son yüzyıl gerek Anadolu coğrafyası için gerek Kafkasya, Balkanlar ve Arap coğrafyaları için tarihin anormal olduğu bir dönemdir. Medeniyetler tarihine baktığımızda medeniyetlerimiz her ne kadar savaşsalar da insanların, malların ve fikirlerin serbest dolaşımı devam etmektedir. Ve medeniyetlerin etkileşimi devam etmektedir. 1914’te I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte bu binlerce yıllık süreç kapandı ve son yüzyıldır biz kendimize yüksek duvarlar inşa ettik. Şimdi yaklaşık yüzyıl sonra önümüzde büyük bir fırsat, büyük bir imkân var. Tarih tekrar normalleşti. Bizler gibi soğuk savaş döneminde doğmuş ve büyümüş nesillerin bu fırsatı heba etmemeleri gerekir. Böyle bir ortamda bütün üniversitelerimizin bölgesel ve küresel işbirliklerine gitmeleri kaçınılmazdır. 
19. Yüzyıl bütün Batı hegemonyasının bütün dünya üzerine yayıldığı ve Batı dışındaki toplumların yaşayamayacaklarının varsayıldığı bir dönemdir. 21. Yüzyıl ise farklı bir dünya olacak ve farklılıkların bir arada yaşayacağı bir dünya olacaktır. Böyle bir dünyada tek bir uluslararasılaşma stratejisi izleyemeyiz. Bologna süreci gibi süreçlerin yanı sıra kendi çevremizde kendi bölgemizde yeni süreçler yeni işbirliği projeleri yaratmalıyız. Üniversitelerimizde uluslar arası öğrenci ve öğretim elemanlarının sayılarını arttırmalı ve onlara sağlıklı ortamlar oluşturmalıyız. Yeni çift ve ortak diploma programları oluşturmalıyız. Bölgemizde ortak üniversitelerin açılması için çaba göstermeliyiz. Bütün bu hedefler doğrultusunda YÖK olarak biz ne yapıyoruz, sorusuna cevap vermek istiyorum. 
Öncelikle yurtdışından alınan diplomaların tanınması ve denkliği ile ilgili süreçleri iyileştiriyoruz. Türkiye’den alınan diplomaların tanınması ile ilgili sorunları çözmek için Dışişleri Bakanlığımızın da desteği ile çalışmalar yürütüyoruz. Yükseköğretim alanındaki uluslar arası kuruluşlara üyelikler, protokoller ve antlaşmaları yeni bir perspektifle düzenliyoruz. Yine bu süreçte Yükseköğretim Kurulumuz bünyesinde şekillendirdiğimiz Mevlana Değişim Projesi’nin önemli bir açılım olacağına inanıyoruz. Mutlulukla ifade ediyorum ki Mevlana Değişim Projesi ilk uygulamasını da Kafkasya Üniversiteler Birliği ile gerçekleştirecektir. Bu çerçevede üniversitelerimizden beklentilerimiz de var. Üniversitelerimizden kampus yaşamında uluslar arası öğrencilerin barınma, burs, kütüphane, çalışma mekanlarının sayısının ve kalitesinin arttırılması gibi çalışmalar bekliyoruz. Yabancı dil eğitiminin daha kaliteli bir tarzda yürütülmesini istiyoruz. Uluslar arası öğrenciler ve akademisyenlerin ilişkisindeki iletişim imkânlarının arttırılmasını bekliyoruz. Uluslararası öğrencilerin sosyal hayatına hatta karar alma mekanizmalarına katılmalarının önemsenmesini bekliyoruz. Lisans programlarının yanı sıra özellikle yüksek lisans ve doktora programlarının da uluslar arası öğrenciler açısından da çekici kılınmasını istiyoruz. Bütün bu düşünceler ışığında Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin kuruluşunu, faaliyetlerini bu çerçevede, bu manada atılmış önemli bir adım olarak görüyorum. Bu adımların hızlanmasını, bir koşuya dönüşmesini, büyümesini, çoğalmasını bekliyorum. Bu vesileyle emeği geçen herkesi kutluyorum. İnanıyorum ki KÜNİB önümüzdeki yıllarda büyüyerek yürüyüşünü devam ettirecektir. Biz de YÖK olarak gerek KÜNİB’e gerekse bu tür bütün oluşumlara destek vereceğimize söz veriyoruz. Son olarak Batum’da bizleri ağırlayan bütün otoritelere teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Prof. Dr. Şaban Çalış / YÖK Başkan Vekili 
Değerli rektörlerimiz, kıymetli meslektaşlarımız, sevgili misafirler öncelikle toplantıyı organize eden, tüm emeği geçen arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Başta KÜNİB Başkanı olmak üzere bu Birliğe üye olan 42 üniversiteyi de bu teşebbüslerinden dolayı tebrik ediyorum. Bize ev sahipliği yapan Gürcistan ve Batumlu yetkiliklere de ayrıca minnettarlığımı ifade etmek istiyorum. Panelimizin konusunu biliyorsunuz. Dünyadaki gelişmelerde sihirli kelimelerden birisi haline gelmiş, her konuda önüne ya da sonuna eklediğimiz, küreselleşme/globalleşme dediğimiz konu. Küreselleşmenin üniversiteler üzerine etkisini bu panel çerçevesinde tartışmış olacağız. 
Küreselleşme öncelikle tanımı üzerinde çok anlaşılmış bir kelime değil. Herkesin kendi açısından özgürce tanımladığı bir kavram. Ama şunda mutabıkız diye düşünüyorum: Küreselleşme dediğimiz olgu; fikirlerin, düşüncelerin, sermayenin, malların, hizmetlerin ve insanların dünya ölçeğinde herhangi bir engele takılmaksızın kolayca tedavülde olabildiği, kullanılabildiği bir süreci ifade ediyor. Ama en çok bizim zamana ve mekâna ilişkin tasavvurlarımızı etkileyen bir süreçtir diye düşünüyorum. En büyük etkisinin de zihinlerimizde olduğu kanısındayım. Tabi bir bilim adamı olarak zihinlerimizi nasıl etkiler diye küreselleşmeyi düşündüğümüzde; aslında hakikate ilişkin tasavvurlarımızı küreselleşme denilen olguyla yeniden şekillendirildiğini kabul etmek gerekiyor. Daha önce doğru bildiğimiz şeyler, küreselleşme dediğimiz olgu ile birlikte, özellikle modernite ile bağlı ve bağlantılı olan düşünceler süratle değişmeye başlıyor. İfade ettim,  zamana ilişkin, mekana ilişkin tüm tasavvurlarımızı da küreselleşme dediğimiz olgu yeniden düşünme, yeniden tartma, bu konulara ilişkin bilgilerimizi yeniden sorgulama girişimlerini beraberinde getiriyor. 
Bundan herhalde 20 yıl önce Batum’da 42 üniversite bir araya gelip böyle bir birlik kuracak deselerdi yani çok ileri fikirde olanlarımız, olabilir derdi ama genelde en makul olanlarımız herhalde palavra atılıyor diye düşünürdü. 30 yılı aşkın bir zaman diliminde veya 40 yıl önce desek gülerlerdi, belki 50 yıl önce desek herhalde uçuyor olmalı, diye insanlar birbirini suçluyor olabilirlerdi. Ama şu an burada Batum dediğimiz bir şehirde, Ardahan dediğimiz ismini kimsenin duymadığı bir şehrin üniversitesinin liderliğinde bir araya gelmiş bulunuyorum. Küreselleşme bu değilse arkadaşlar başka hiçbir şey değildir diye düşünüyorum. Küreselleşme nedir sorusunun cevabı bizatihi bu salonda bulunma sebebimiz ve bizatihi biziz diye düşünüyoruz. Üniversiteleri doğrudan nasıl etkiliyor dediğimizde de, az önce söylediğim gibi gerçeğe ilişkin tasavvurlarımızı değiştiriyor, bir de bizatihi üniversitenin amaçlarına, faaliyetlerine ilişkin tüm bildiklerimizi değiştirmek zorunda kalıyoruz. Bakmayın siz şu an Batum’da bir araya geldiğimize, muhtemelen 10 yıl sonra, 20 yıl sonra hiç yerinizden kalkmadan, aynı salonda bu toplantıyı rahatlıkla yapacağız. Belki iletilemez diye düşündüğümüz kokularımız dahi iletilerek; sanki aynı havayı teneffüs ediyormuşçasına toplantılar yapacağız diye düşünüyorum. Demek ki küreselleşme, bir defa duvarları yıkıyor, sınırları kaldırıyor. Bunu hem düşünsel anlamda hem de fiziksel anlamda yapıyor. Bizim kutsallarımız var. Daha önceki dönemlerde tek bildiğimiz doğrulara göre bilim şudur diyorduk ve oydu. Bilim şurada yönetilir diyorduk ve oydu. Bilim şunlardan öğrenilir diyorduk ve oydu. Ama şimdi bilim nedir sorusundan başlayarak her şeyin tartışmalı olduğu ve bunların da yani bilimin hem üretilmesinin hem dağıtılmasının hem de tüketilmesinin aşırı derecede kolaylaştığı bir dünyada yaşıyoruz.

Gia Abuladze - Acara Özerk Bölgesi Eğitim, Kültür ve Spor Bakanı 

Öncelikle herkesi davet ettiğiniz için içtenlikle hepinizi selamlamak istiyorum. Batum’da sizleri ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Türkiye ve Gürcistan tarafında yapılan reformlar bölgemizi geliştirmek için önemli imkânlar sağlamıştır. Gördüğünüz gibi birkaç yıl içinde şehrimiz farklı bir şehir haline getirilmiştir. Şehrimizin ve bölgemizin hem ekonomik hem de alt yapısal olarak gelişmiş olduğunu açıkça görebilirsiniz. Bizler için uluslar arası ilişkilerin pekiştirilmesi çok önemlidir. Bu ilişkilerin genellikle Kafkasya’da geliştirilmesi daha da önemlidir; çünkü bizler tarih boyunca birbirimize sıkı bağlarla kalmışız. Bizler, Acara Özerk Hükümeti olarak bu ilişkilerin daha da derinleştirilmesine ve sağlamlaştırılmasına hazırız. Bundan dolayı gerek bölgede gerekse halklar arasında ilişkiler daha da genişletilmektedir. Eminim hem bizim güzel şehrimiz hem de misafirperverliğimiz sizleri yeterince etkileyecektir. Sizlere ve bütün kongreye başarılar diler, saygılar sunarım. Ayrıca Acara Özerk Cumhuriyeti Hükümeti Başkanı Levan Varşalomidze’nin de selamlarını sizlere iletmekten memnuniyet duyarım.

Prof. Dr. Ramazan Korkmaz - Kafkasya Üniversiteler Birliği Başkanı ve Ardahan Üniversitesi Rektörü 

Sayın Acara Özerk Bölgesi Eğitim, Kültür ve Spor Bakanı, Sayın YÖK Başkanımız, Sayın Valim, Sayın Milletvekilim, Sayın Başkonsolosum, Sayın Yunus Emre Enstitüsü Başkanım, Sayın TİKA Başkanı, Sayın Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkan Yardımcısı, Sayın Değerli YÖK Üyeleri, Değerli Rektör arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler, değerli basın mensupları hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Fransız düşünür Alain’in meşhur bir sözü var. Alain, “İçiniz sıkıldığında dağlara bakın” diyor. Yani bir insan kendi içine kapandığı zaman, kendisi ile savaşmaya başladığı zaman, kendi kendisi ile uğraşmaya başladığı zaman başarılı olması mümkün değil; çünkü insanın kazanabileceği tek savaş kendisine karşı yürüttüğü savaştır. Toplumlar da insanlar gibidir. Kendi içine kapandıkları zaman, kendileriyle savaştıkları zaman başarılı olmaları mümkün değildir. Büyüyerek, birleşerek gelişen ve birleşerek büyüyen bir dünya sürecinde Kafkasya üniversitelerinin, Kafkasya ülkelerinin birbirlerine sınırlarını kapamaları, birbirlerine sırtlarını dönmeleri elbette beklenemezdi. Birleşerek büyüyen bir dünya sürecinde Kafkasya ülkelerindeki rektörler de birleşerek ortak bir perspektifi yaratmak üzere güçlerini birleştirmeleri ve bir bakıma dağlara bakmalıydılar. Kısaca Kafkasya Üniversiteler Birliği bir bakıma bölge üniversiteleri rektörlerinin birlikte dağlara bakma projesidir. 

Artık dünyada soğuk savaş dönemi bitmiştir, artık sınırlar geçirgen olmaya başlamıştır. Dolayısıyla gelecekte var olmak ancak üzerinde yaşadığımız toprakların bilgisine sahip olmakla mümkün olacaktır. Kafkasya Üniversiteler Birliği, üzerinde yaşadığımız toprakların geçmişini, kültürünü, kaynaklarını, değerlerini ortak olarak düşünmek, projeler yapmak ve bu kaynakları dünyaya açma girişimidir. 7 kurucu üniversitenin iştirak ettiği bu Birlik ne mutlu ki bugün 42 üniversiteye ulaşmıştır. Gelecekte Birliğimizin daha da güçleneceğini, ortak programlar ve projelerle bölgeyle ilgili dünyaya yüksek ve önemli mesajlar vereceğine inanıyorum. 

Birliğimizin kuruluşundan beri Yunus Emre Enstitüsü’nün çok büyük desteklerini gördüğümüzü burada belirtmek istiyorum. Ayrıca Başbakanlık TİKA ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları gibi ülkemizin gelecek perspektifini çizen kurumlarımızın da Kafkasya Üniversiteler Birliği’ne büyük katkı sağladığını belirtmek ve bundan dolayı kendilerine teşekkür etmek istediğimi belirtmek istiyorum. Birleşerek büyüyen bu dünya sürecinde Kafkasya Üniversiteler Birliği geleceğin nesillerini yerleştirmek ve geleceği inşa etmek için projeler üretmeye devam edecektir. Bu bakımdan bu II. Olağan Kongremizi onurlandıran YÖK Başkanımıza, YÖK üyelerine, Sayın Valimize, Başkonsolosumuza, Milletvekilimize, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı’na, TİKA Başkanımıza, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkan Yardımcısı’na, yurt içinden ve yurtdışından gelen – ki biz Batum’u yurt içi gibi görüyoruz- değerli rektörlerimize, konuklarımıza hoş geldiniz diyorum. Bize ev sahipliği nezaketini gösteren Batum Şota Rustaveli Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alioşa Bakuridze’ye misafirperverliğinden ötürü teşekkür ediyorum. Umuyorum ki bu ışığımız Kafkasya’da ve tüm dünyada güzel yankılar bulacaktır. Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum. KÜNİB olarak 2013 yılında “Tehlike Altındaki Diller” sempozyumunu yapma kararı almış bulunuyoruz. Amerikan dilbilimcilerinin yaptığı çalışmalara göre şuan dünyada 6 bin dil konuşulmaktadır. Bu dillerin yarısı 40-50 yıl içerisinde yok olacaktır. Bu yok olacak dillerin büyük bir kısmı da Kafkasya ve Orta Asya coğrafyası içerisindedir. Her dil kutsaldır ve her dil Tanrı’nın insanlığımıza armağanıdır. O dili konuşanlar çok az olsalar da , çok güçsüz olsalar da, o dillerinin farkında olmasalar da biz dünya üzerinde yaşayan insanlar olarak o dillere sahip çıkmalı ve o dilleri insanlığımızın ortak hafızasına armağan etmeliyiz. Bunun için Amerika’da Harvard ve Rice Üniversiteleri ile görüştük ve bizimle bu sempozyumu ortak bir şekilde yapacaklarına, bize her bakımdan destek olacaklarına söz verdiler. Bunu özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum. Birliğimizin insanlık tarihi açısından önemli olan böyle bir çalışmayı dünya çapında başlatmış olmasından ayrıca mutluluk duyuyorum. Kongremizin başarılı geçeceğini umuyor, tüm katılımcılara saygılarımı sunuyorum.

Prof. Dr. Alioşa BAKURİDZE - Batumi Şota Rustaveli Üniversitesi Rektörü 

 Saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler, değerli katılımcılar. Sizleri Batumi Şota Rustaveli Devlet Üniversitesi adına saygıyla selamlıyor ve Kafkasya Üniversiteleri Birliği’nin II. Olağan Kongresi’nin başarılı ile geçmesini temenni ediyorum.

Üniversitemiz 77 yıl önce kurulmuştur. İlk önce bir pedagoji enstitüsü olarak kurulup 1990 yılında üniversiteye dönüştürülmüştür. Üniversitemizin Eğitim ve Bilim, Sosyal Bilimler İşletmecilik ve Hukuk, Turizm, Mühendislik ve Teknoloji, Tarım ve Ekoloji Fakülteleri gibi 5 fakültesi vardır. Öğrenci sayısı 5 000 civarındadır. Üniversitemizin bünyesinde ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora programları gerçekleştirilmektedir. Kadrolu ve öğretim görevlisi olarak 250 civarında akademik personel ve okutmanımız vardır. Üniversitemizin bilim merkezi edebiyat ve sosyal bilimleri, tarım ve ağaç işletme, bioçeşitlilik ve fitopatoloji gibi üç ayrı dalda faaliyetlerini sürdürmektedir. Günümüzde ise üniversitemizde eğitimin uluslararası seviyeye çıkarılmasına ve ortak araştırmaların sürdürülmesine oldukça önem verilmektedir.

Küreselleşme sürecine girmek, ortak ekonomi ve politik, ortak para biriminden gayrı bizleri işbirliğine, eğitim ve tecrübeye dayalı ortak eğitim sisteminin kurulmasına davet etmektedir. Bugün yaşadığımız kadarıyla açık sistemin ne kadar önemli, bölgesel ve uluslararası önemde olduğunu görmüş oluyoruz. Kaliteli eğitim alan mezunlarımıza uluslar arası geniş bir çalışma alanı doğacaktır.

Bugünkü toplantımız coğrafi, siyasal ve ekonomik açıdan bakıldığında gelecek kuşaklarımızı Avrupa değerlerine yönelik hazırlayacağımızı açıkça göstermektedir. Amacımıza varmak için ortak proje ve eğitim programlarının hazırlanması önerilmektedir. Kongremiz fikir değişimi ve yeni ilişkileri kurmak açısından da çok önemlidir.

İşbirliğimizin devam arzusu ve başarılar dileği ile. 

Prof. Dr. Ali Fuat BİLKAN - Yunus Emre Enstitüsü Başkanı 

Sizleri Saygıyla selamlıyorum ve her türlü işbirliğinde Yunus Emre’nin Kafkasya Bölgesi’ndeki üniversitelerin hizmetinde olduğunu ifade etmek istiyorum. Bugün buraya gelişimle birlikte her üniversitemize birer Türkçe kitap bağışlama müjdesi de vermek istedim. Bizde kitapların hazır listeleri var. Başkanımız vasıtasıyla bu listeleri sizlere ulaştırabilirim. Birliğimiz, belki de ilk büyük faaliyetlerinden bir tanesini geçen yıl gerçekleştirmişti ve bu organizasyonda İstanbul’da yine birlikteydik. Bu tür birliktelikleri Enstitü olarak destekliyoruz. Nitekim Balkanlarda Türkologlar Birliği ve Mısır’da Kahire Türkoloji Derneği gibi bölgesel dernekler, kurumlar, birlikler var ve bu birlikler karşılıklı işbirliği imkanları oluşturmaları bakımından çok önemlidir. Daha önce TİKA’nın başarıyla yürüttüğü ve yine müşterek olarak yürütmeye devam ettiğimiz Türkoloji projesi kapsamında her yıl yaz okulları düzenliyoruz. Buraya Kafkasya Bölgesi’ndeki üniversitelerimizden daha çok öğrenci bekliyoruz. Yazın Türkiye’ye öğrenci göndermenizi bekliyoruz. Akademisyen hareketliliğini destekliyoruz, bir de kısa süreli çalışma yapmak isteyen birlik üyesi üniversitelerimize ev sahipliği yapmak için çeşitli projelere destek verebiliriz. Şimdiye kadar 30’a yakın merkezimiz var. Yılın sonuna doğru bu merkezlere yenileri eklenecek ve en önemlisi de bu ayın sonunda Tiflis merkezimizi faaliyete geçireceğiz. Böylece bölgedeki akademik, kültürel ve sanatsal etkinliklere daha yakından destek verme imkanı bulacağız. Beni davet ettikleri için başta Kafkasya Üniversiteler Birliği Başkanı ve bütün rektörlerimize teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

YTB Başkan Yrd. / Mehmet KÖSE

Sayın Bakan, Sayın YÖK Başkanım, değerli üyelerim, Sayın Valim, Sayın Milletvekilim, saygıdeğer hocalarım; bu  kadar kısa zaman içerisinde bu aşamaya gelmiş olan Kafkasya Üniversiteler Birliği kurucu ve yöneticileri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bölgesel işbirliğinin, bölgesel yakınlaşmanın,  zihinsel altyapısını oluşturacak olan üniversitelerimizin bir araya gelmesi, birlikte çalışması; geleceğimiz açısından, bölge siyaseti, bölge ekonomisi, bölge kültürü açısından önem arz etmektedir. Tabi burada hocalarımız ve rektörlerimizin yanında ben üniversitelerle ilgili, üniversitelerin yapacağı çalışmalardan bahsetmek istemiyorum. Başkanlık olarak sekretaryasını yürütmüş olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı uyruklu öğrencilere verilmekte olan Türkiye burslarından kısaca bahsetmek istiyorum. Bu çalışma tüm kurumlarımızın başta YÖK olmak üzere katılımıyla ortak yürütülmektedir. Dünyada uluslararası öğrenci hareketliliği 3 milyon 700 bin ile 3 milyon 800 bin rakamlarının üzerindedir. Tabi bu rakamdan en büyük payı alan ABD; 600 bin civarında öğrenci çekmekte. Yurtdışına en çok öğrenci gönderen ülkeler ise Çin, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler. Bu üniversite hareketleri ve işbirliğinde öğrenci hareketliliği de önem arz etmektedir. Türkiye olarak uzun yıllardan beri yürütmekte olduğumuz büyük öğrenci projesini yeni bir aşamaya, yeni bir safhaya taşımış bulunmaktayız. Burada Türkiye bursları yeni bölgesel ihtiyaçlara göre dizayn edilmiş, 22 tane burs programı içeren bir çalışmadır. Bunun 17 tanesi şu anda uygulamaya konulmuş durumda. Burs programı lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere 17 program olarak dizayn edilmiştir. Hali hazırda başvurular başlamış bulunmakta, 1 Haziran 2012 tarihine kadar başvurular alınmaktadır. Ulaşılabilirlik noktasında herhangi bir sorun yok, www.turkiyeburslari.gov.tr adresinden dünyanın her tarafından ulaşılabilir. Başvurular başlayalı bir hafta oldu; fakat daha ilk başlangıçta her yerden ulaşılamaz deniliyordu; ancak en çok başvuru altı yüz civarında Afganistan’dan. Elbetteki başkonsolosluklarımız, büyükelçiliklerimize de başvurulabilir. 

Üniversitelerimizin akademisyen yetiştirmelerine katkı sağlayacak programlarımız mevcuttur. Bölge ülkelerimizden üniversitelerimizin lisans son sınıf öğrencilerinin başvurabilecekleri lisansüstü programlar İbn-i Haldun Sosyal Bilimler, Ali Kuşçu Bilim ve Teknoloji, iktisadi çalışmalar, idari ve medeniyet çalışmaları olarak dört tane lisansüstü program vardır. Ayrıca Yunus Emre Vakfı’yla beraber yürütmekte olduğumuz Yunus Emre Türk Dili Branş Kursları lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde devam etmektedir. Diyanet Vakfı’yla beraber yürütmüş olduğumuz İlahiyat Kurs Programı lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde yürütülmektedir. Sağlık Bakanlığı ile beraber yürütmekte olduğumuz İbn-i Sina Sağlık Bilimleri Kurs Programı ön lisans, lisans, yüksek lisans ve uzmanlık alanlarını içermektedir. Lisans bursları ise bölge esasına göre planlanmıştır. Gürcistan, Ermenistan ve Rusya gibi ülke vatandaşları Karadeniz Lisans Programı’na başvurabilmektedirler. Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan, gibi beş ülke Türk Dili Konuşan Ülke Lisans Programı’na başvurabilmektedirler. İran’ın da dâhil olduğu Ortadoğu ülkeleri ise Harran Lisans Programı’na başvurabilmekteler. Tabi ki bunlar bu bölge ülkelerinin Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin olduğu ülkeler olduğu için bunlardan bahsettim. Diğerlerine çok girmek istemiyorum. Bu konularda daha detaylı bilgiler alabilmeniz için web sayfasının adresini verdik. Web sayfasında çok daha detaylı bilgiler var. 

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dr. Serdar ÇAM / TİKA Başkanı 

Türkiye’den teşrif eden çok kıymetli, çok saygıdeğer rektörlerimiz, hocalarımız hepinizi saygıyla selamlıyorum. Öncelikli olarak Kafkasya Üniversiteler Birliği Başkanı Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz hocamızın böyle bir organizasyona bizi davet etmelerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Bu kadar değerli akademisyen, üniversite temsilcisi ve YÖK Başkanımızın bulunduğu bir ortamda sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu toplantı vesilesiyle yirmi yıl öncesine gittim ve onu da size aktarmak istiyorum. Yirmi sene önce Dış Ticaret Müsteşarı Uzman Yardımcısı olarak görev yaptığım süreçte Asya’daki Sovyetler Birliği dönemindeki devletlerin ayrılması ve bağımsızlaşması süreci yaşanıyordu ve bir toplantı tertip edilmişti. Bende bu toplantıya katılmıştım. Toplantıya katılanların pek çoğu; bu bölgeden yeni devletler, Doğu Avrupa’dan yeni devletler ve batıdan önemli katılımcılardı. O zamanki toplantının temel konusu, yeni kurulan devletlerin kendi başlarına dünyaya açılabilmeleri, rekabet edebilmeleri, işbirliği yapabilmeleri, konvertibl dövizleri olmaması nedeniyle ellerindeki güçleri farklı usulde ticari faaliyete geçebilmeleriydi. Muazzam bir enerji vardı. Yeni bir heyecan, yeni bir hareketlilik ve bir çaba vardı. Aynı ölçüde de zorluklar vardı. Kimi devletlerde tekstil ürünleri güçlüydü, kimilerinde çelik, kimilerinde ağaç ürünleri, kimilerinde deri sektörü… Ama herkes bir noktada güçlüydü. Ancak bunların bir şekilde dünya piyasalarında etkin ve deneyimli bir şekilde harekete geçmesi de bir o kadar sıkıntılıydı. Fransa’dan, İngiltere’den, Almanya’dan, ABD’den, Japonya’dan pek çok kuruluş, bu konularla ilgili uzman kuruluşların yıllardır bir araya geldiklerini o toplantıda gözlemledim. Hiç unutmuyorum, bir İngiliz kuruluşu Polonya’daki tekstil faaliyetleri ile ilgili bilgi verirken; siz Türkiye olarak hazırlık yapın biz dünya piyasalarına 5-6 sene sonra gireceğiz ve bütün tekstil piyasanızı vuracağız şeklinde bir açıklamada bulunmuştu. Gerçekten 5-6 sene sonra baktım ve tekstil konusunda o ülke Türkiye’nin çok çok önüne geçti ve pazarları kaptı. Ve o zaman ilk olarak birlikteliklerin, birlikte çalışmaların, etekteki taşları ortaya döküp paylaşmanın ne demek olduğunu gözlemleme imkânı bulmuştum. Şimdi çok şükür, ne mutlu ki civarımızdaki komşu ülkelerle çok kısa sürede, çok hızlı ve etkin biçimde işbirliği imkânlarını artırarak, dünyadaki ekonomik faaliyetler içinde yerimizi almaya başladık. 

Gerçekten çok önemsenecek, çok dikkate alınacak ve çok önemli sonuçlar doğuracak bir çalışma içinde olduğunuzu bu vesileyle vurgulamak istiyorum. 8 ülke ve 42 üniversiteyle birlikte bölgenin pek çok meselelerini karşılıklı olarak görüşüp, konuşarak çözümler üretmek, bölgenin gelişmesi için çok önemli bir çalışmadır. Esas itibariyle bilim adamlarının bu şekilde birliktelikler oluşturarak dünya meselelerine karşılıklı çözüm üretmeleri gerçekten dünya barışı açısından çok önemli. Çünkü bizler ne kadar çabalarsak çabalayalım akademisyenler kadar bilimsel, bağımsız, tarafsız olma özelliklerine sahip olamayız. Sizler duygularınıza yenik düşmeden gerçeklerin ve doğruların ortaya çıkması için çaba sarf edip, tarihte iz bırakacak önemli insanlar olarak anılacaksınız. Gerçekten bugün iletişim kanalları çerçevesinde artık sınırları aşan bilimsel çalışmalar artmaktadır. Bu itibarla bana göre akademisyenlerin pasaport dahi taşıma ihtiyacının olmaması gerektiğini düşünüyorum. Madem ki makaleleri, yayınları, eserleri, bilimsel sonuçları ve raporları sınırlar ötesine geçebiliyor, çok rahat bir şekilde diğer ülkeler tarafından paylaşılabiliyor, değerlendirilebiliyorsa o eser sahiplerinin de sınırları artık çok rahat bir şekilde geçebilmesi gerekir. 

Karadeniz’in öbür köşesinde çok şirin bir şehirde ilk defa gelmiş olduğum bir şehirde böyle bir toplantı tertip edilmesinden dolayı mutluluklarımı ifade etmek istiyorum. Hayırlı ve güzel bir çalışma olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu tür toplantıların sayısının giderek artırılacağını ümit ediyorum. Bizim kuruluşumuz Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) adı üstünde bulunduğumuz ülkelerde işbirliğine açık olarak çalışma yapıyoruz. Partnerlerimizle, birlikte olduğumuz kuruluşlarla da sürekli koordinasyonu sağlayarak projeler geliştirmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda Yunus Emre Enstitüsü’nün Yönetim Kurulu Üyesi olarak Sayın Ali Fuat Bilkan aynı zamanda yöneticimizdir. Onun koordinasyonuyla, onun talimatları çerçevesinde biz akademik üniversite camiasının her türlü çalışmasını desteklemeye,  proje geliştirmeye her zaman hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum. Ben bu vesileyle tekrar Kafkasya Üniversiteler Birliği Başkanımıza ve yönetim kuruluna, değerli hocalarımıza, akademisyenlerimize, devlet büyüklerimize selam ve saygılarımı sunuyorum. II. Olağan Kongre’nin de başarılı bir şekilde tamamlanmasını temenni ediyorum.

Engin Arıkan  / Batum Başkonsolosu:

Acara Özerk Cumhuriyeti Spor Eğitim ve Kültür Bakanı Sayın Gia Abuladze ve değerli konuklar. Türkiye Cumhuriyeti’nin Batum’daki temsilcisi olarak ülkemizden ve diğer ülkelerden buraya gelen bütün değerli katılımcılara Batum’a hoş geldiniz diyorum. Dış İşleri Bakanımız Prof. Dr. Sayın Ahmet Davutoğlu da bu kongreye selamlarını ve başarı dileklerini iletmemi istedi. Ayrıca bu kongrenin gerçekleştirilmesine izin veren Acara Özerk Cumhuriyeti hükümetine teşekkür etmek istiyorum. Bölgenin parlayan bir yıldızı olan ve her geçen gün daha da gelişen Batum’da böyle önemli bir toplantının yapılmış olması başkonsolosluğumuz için memnuniyet verici bir gelişme. Toplantının gerçekleştirilmesinde büyük emekleri olan Batum Şota Rustaveli Üniversitesi yetkililerine ve Ardahan Üniversitesi yetkililerine tekrar başkonsolosluğumuz adına teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum. 

Mustafa Tekmen / Ardahan Valisi:

Sayın Bakan, değerli YÖK Başkanımız, kıymetli rektörlerim, bilim adamları; milletvekillerim, değerli misafirler, hanımefendiler ve beyefendiler; Türkiye Cumhuriyeti’nin Gürcistan’a en büyük sınırı olan Ardahan ilinin Valisi olarak ve birincisine ev sahipliğini yaptığımız Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin II. Olağan Kongresi’ni Gürcistan’ın Acara Özerk Cumhuriyeti’nin güzel başkenti Batum’da gerçekleştirmekte olmanın mutluluğunu dile getirerek sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. 

Kafkasya Üniversiteler Birliği, bu bölgenin kültürel, tarihsel ortak değerlerimizi yeniden canlandıracak  ve bunu halklarımıza tekrar kazandıracak akademik bir birliktir. Çağdaş üniversite anlayışının klasik üniversite görevlerinin daha da ötesinde bazı fonksiyonlar üstlendiğini biliyoruz. Bunların başında üniversiteler ARGE çalışmalarıyla bulundukları bölgenin hem ekonomik hem kültürel hem tarih değerlerini ortaya çıkartarak, o bölge halkının refahına, kalkınmasına katkıda bulunmaktadır. Kafkasya Üniversiteler Birliği de Ardahan’da kuruldu. Ardahan, Kafkaslara ve Orta Asya‘ya açılan kapımızdır. Ayrıca haberleşmenin ve ulaşımın hızla arttığı ve bu teknolojik gelişmelerle çözülmeye uğrayan dünyamızda, insanlarımızın bölge halkının refahı için bölgesel, ekonomik işbirliği yapma zorunluluğu kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Üç yıl önce Ardahan’da valiliğe başladığım zaman Rektörümüzle beraber Ardahan Üniversitesi’ni eğitime açmıştık.  Aynı şekilde üye sayısının 42’ye ulaştığını öğrendiğim Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin de 2009 yılında kurulduğunu belirtmek isterim. Bu kültürel birliğe paralel olarak, aynı bölgede ekonomik işbirliğinin de bir araştırmasını yaptırdık. Onun da hayata geçmesi için çaba harcıyoruz. Bu ekonomik ve bölgesel işbirliğini “Kura’da Buluşalım” logosuyla özetleyebilirim. Birlik, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye ekonomik bölgesel işbirliği projesidir. Hazurunun ekseriyeti bilim adamı olduğu için çok rahatlıkla hatırlayacaklardır. 1850’li yıllarda “Tuna Birliği” isimli Avrupalı bir birlik kurulmuştur. Bu birlik, Tuna Nehri’ne komşu olan ülkeler Birliği’ydi. O birlik bugün bütün Avrupa’nın ulaşımında kilit bir rol oynayan bir Birlik haline geldi. 

Ardahan Valiliği görevime başladığımda ARGE çalışması sonucu olarak ulaştığımız bu “Kura‘da Buluşalım’’ projesi de bundan esinlenen bir projedir. Çünkü Kura nehri Ardahan’da Allahu Ekber dağlarından doğar Ardahan kalesinin dibinden tarihi şırıl şırıl akıtarak Gürcistan’a, Tiflis’e götürür. Tiflis’i Tiflis yapar ve daha sonra da Azerbaycan’dan Hazar Denizi’ne dökülen bir uzun nehrin hikâyesidir. Şu anda bu projemiz iki ülke arasında ve hemen akabinde de üçüncü ülke arasında imza aşamasına gelmiştir. Gerek bu bölgesel işbirliği projesi gerekse Kafkasya Üniversiteler Birliğimiz -ki hızla bu bölgeden güneşin doğuşu gibi bütün dünyaya ışığını gösteren- iki proje son yıllarda hükümetimizin sınır ötesi politikaları nedeniyle geliştirilen gerek İpek Yolu dediğimiz tarihi demiryolu ulaşımının gerekse Sarp, Aktaş, Türkgözü sınır kapılarımızın aktivitesinin artmasıyla çok daha büyük önem arz edecek durumdadır. Bütün bu insan hareketleri ve mal hareketleriyle Kafkasya, Asya ve Avrupa arasında en büyük bağı sağlamış olacaktır. Bu gelişmeler bölge halkının ve dolayısıyla bütün dünya insanlarının huzuru ve refahı için yapılan ve başlatılan çalışmalardır. Bu duygu ve düşüncelerle kongremizin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi şahsım adına selamlıyorum. 

Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya / YÖK Başkanı:

Sayın Bakan, değerli katılımcılar Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin II. Olağan Kongresi’nde bulunmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğumu ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Üniversitelerimizin kendilerine özgü hedef ve stratejiler belirlemeleri, güçlü bir yükseköğretim sistemi ve alanı inşa edebilmemizin olmazsa olmaz şartlarından biridir. Üniversite demek çeşitlilik demektir.  Her üniversitenin aynı alanlara yoğunlaşması, aynı alanlarda kaliteli ürünler ortaya koyması düşünülemez. Üniversitelerimiz kendilerine stratejik alanlar seçmeli ve bu stratejik alanlarda yoğunlaşmalıdırlar. Üniversitelerimiz sadece kendi bölgelerine, yerelliğe mahkûm olamazlar. Ama bölgesel ihtiyaç ve yönelimleri de dışlayarak yol alamazlar. Üniversitelerimiz gerek araştırma gündemlerini oluştururken gerek yükseköğretim hizmeti sunarken bölgesinin gerçeklerini dikkate ele almak durumundadırlar. Bilimsel üretim süreci yerel sorunlara evrensel çözümler üretebilme sürecidir. Bu çerçevede güçlü bir yükseköğretim sistemi oluşturabilmemizin önemli bir şartı ortak inisiyatifler, ortak projeler, işbirlikleri oluşturabilme kapasitesidir. Üniversitelerimizin stratejik hedefler doğrultusunda bir araya gelmeleri ve işbirliğine gitmeleri yükseköğretim alanımızı çeşitlendirecek ve kaliteyi arttıracaktır. 

Değerli katılımcılar tarihin normalleştiği bir anda yaşıyoruz. Binlerce yıllık medeniyetler tarihi perspektifinden baktığımızda son yüzyıl gerek Anadolu coğrafyası için gerek Kafkasya, Balkanlar ve Arap coğrafyaları için tarihin anormal olduğu bir dönemdir. Medeniyetler tarihine baktığımızda medeniyetlerimiz her ne kadar savaşsalar da insanların, malların ve fikirlerin serbest dolaşımı devam etmektedir. Ve medeniyetlerin etkileşimi devam etmektedir. 1914’te I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte bu binlerce yıllık süreç kapandı ve son yüzyıldır biz kendimize yüksek duvarlar inşa ettik. Şimdi yaklaşık yüzyıl sonra önümüzde büyük bir fırsat, büyük bir imkân var. Tarih tekrar normalleşti. Bizler gibi soğuk savaş döneminde doğmuş ve büyümüş nesillerin bu fırsatı heba etmemeleri gerekir. Böyle bir ortamda bütün üniversitelerimizin bölgesel ve küresel işbirliklerine gitmeleri kaçınılmazdır. 

19. Yüzyıl bütün Batı hegemonyasının bütün dünya üzerine yayıldığı ve Batı dışındaki toplumların yaşayamayacaklarının varsayıldığı bir dönemdir. 21. Yüzyıl ise farklı bir dünya olacak ve farklılıkların bir arada yaşayacağı bir dünya olacaktır. Böyle bir dünyada tek bir uluslararasılaşma stratejisi izleyemeyiz. Bologna süreci gibi süreçlerin yanı sıra kendi çevremizde kendi bölgemizde yeni süreçler yeni işbirliği projeleri yaratmalıyız. Üniversitelerimizde uluslar arası öğrenci ve öğretim elemanlarının sayılarını arttırmalı ve onlara sağlıklı ortamlar oluşturmalıyız. Yeni çift ve ortak diploma programları oluşturmalıyız. Bölgemizde ortak üniversitelerin açılması için çaba göstermeliyiz. Bütün bu hedefler doğrultusunda YÖK olarak biz ne yapıyoruz, sorusuna cevap vermek istiyorum. 

Öncelikle yurtdışından alınan diplomaların tanınması ve denkliği ile ilgili süreçleri iyileştiriyoruz. Türkiye’den alınan diplomaların tanınması ile ilgili sorunları çözmek için Dışişleri Bakanlığımızın da desteği ile çalışmalar yürütüyoruz. Yükseköğretim alanındaki uluslar arası kuruluşlara üyelikler, protokoller ve antlaşmaları yeni bir perspektifle düzenliyoruz. Yine bu süreçte Yükseköğretim Kurulumuz bünyesinde şekillendirdiğimiz Mevlana Değişim Projesi’nin önemli bir açılım olacağına inanıyoruz. Mutlulukla ifade ediyorum ki Mevlana Değişim Projesi ilk uygulamasını da Kafkasya Üniversiteler Birliği ile gerçekleştirecektir. Bu çerçevede üniversitelerimizden beklentilerimiz de var. Üniversitelerimizden kampus yaşamında uluslar arası öğrencilerin barınma, burs, kütüphane, çalışma mekanlarının sayısının ve kalitesinin arttırılması gibi çalışmalar bekliyoruz. Yabancı dil eğitiminin daha kaliteli bir tarzda yürütülmesini istiyoruz. Uluslar arası öğrenciler ve akademisyenlerin ilişkisindeki iletişim imkânlarının arttırılmasını bekliyoruz. Uluslararası öğrencilerin sosyal hayatına hatta karar alma mekanizmalarına katılmalarının önemsenmesini bekliyoruz. Lisans programlarının yanı sıra özellikle yüksek lisans ve doktora programlarının da uluslar arası öğrenciler açısından da çekici kılınmasını istiyoruz. Bütün bu düşünceler ışığında Kafkasya Üniversiteler Birliği’nin kuruluşunu, faaliyetlerini bu çerçevede, bu manada atılmış önemli bir adım olarak görüyorum. Bu adımların hızlanmasını, bir koşuya dönüşmesini, büyümesini, çoğalmasını bekliyorum. Bu vesileyle emeği geçen herkesi kutluyorum. İnanıyorum ki KÜNİB önümüzdeki yıllarda büyüyerek yürüyüşünü devam ettirecektir. Biz de YÖK olarak gerek KÜNİB’e gerekse bu tür bütün oluşumlara destek vereceğimize söz veriyoruz. Son olarak Batum’da bizleri ağırlayan bütün otoritelere teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Prof. Dr. Şaban Çalış / YÖK Başkan Vekili 

Değerli rektörlerimiz, kıymetli meslektaşlarımız, sevgili misafirler öncelikle toplantıyı organize eden, tüm emeği geçen arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Başta KÜNİB Başkanı olmak üzere bu Birliğe üye olan 42 üniversiteyi de bu teşebbüslerinden dolayı tebrik ediyorum. Bize ev sahipliği yapan Gürcistan ve Batumlu yetkiliklere de ayrıca minnettarlığımı ifade etmek istiyorum. Panelimizin konusunu biliyorsunuz. Dünyadaki gelişmelerde sihirli kelimelerden birisi haline gelmiş, her konuda önüne ya da sonuna eklediğimiz, küreselleşme/globalleşme dediğimiz konu. Küreselleşmenin üniversiteler üzerine etkisini bu panel çerçevesinde tartışmış olacağız. 

Küreselleşme öncelikle tanımı üzerinde çok anlaşılmış bir kelime değil. Herkesin kendi açısından özgürce tanımladığı bir kavram. Ama şunda mutabıkız diye düşünüyorum: Küreselleşme dediğimiz olgu; fikirlerin, düşüncelerin, sermayenin, malların, hizmetlerin ve insanların dünya ölçeğinde herhangi bir engele takılmaksızın kolayca tedavülde olabildiği, kullanılabildiği bir süreci ifade ediyor. Ama en çok bizim zamana ve mekâna ilişkin tasavvurlarımızı etkileyen bir süreçtir diye düşünüyorum. En büyük etkisinin de zihinlerimizde olduğu kanısındayım. Tabi bir bilim adamı olarak zihinlerimizi nasıl etkiler diye küreselleşmeyi düşündüğümüzde; aslında hakikate ilişkin tasavvurlarımızı küreselleşme denilen olguyla yeniden şekillendirildiğini kabul etmek gerekiyor. Daha önce doğru bildiğimiz şeyler, küreselleşme dediğimiz olgu ile birlikte, özellikle modernite ile bağlı ve bağlantılı olan düşünceler süratle değişmeye başlıyor. İfade ettim,  zamana ilişkin, mekana ilişkin tüm tasavvurlarımızı da küreselleşme dediğimiz olgu yeniden düşünme, yeniden tartma, bu konulara ilişkin bilgilerimizi yeniden sorgulama girişimlerini beraberinde getiriyor. 

Bundan herhalde 20 yıl önce Batum’da 42 üniversite bir araya gelip böyle bir birlik kuracak deselerdi yani çok ileri fikirde olanlarımız, olabilir derdi ama genelde en makul olanlarımız herhalde palavra atılıyor diye düşünürdü. 30 yılı aşkın bir zaman diliminde veya 40 yıl önce desek gülerlerdi, belki 50 yıl önce desek herhalde uçuyor olmalı, diye insanlar birbirini suçluyor olabilirlerdi. Ama şu an burada Batum dediğimiz bir şehirde, Ardahan dediğimiz ismini kimsenin duymadığı bir şehrin üniversitesinin liderliğinde bir araya gelmiş bulunuyorum. Küreselleşme bu değilse arkadaşlar başka hiçbir şey değildir diye düşünüyorum. Küreselleşme nedir sorusunun cevabı bizatihi bu salonda bulunma sebebimiz ve bizatihi biziz diye düşünüyoruz. Üniversiteleri doğrudan nasıl etkiliyor dediğimizde de, az önce söylediğim gibi gerçeğe ilişkin tasavvurlarımızı değiştiriyor, bir de bizatihi üniversitenin amaçlarına, faaliyetlerine ilişkin tüm bildiklerimizi değiştirmek zorunda kalıyoruz. Bakmayın siz şu an Batum’da bir araya geldiğimize, muhtemelen 10 yıl sonra, 20 yıl sonra hiç yerinizden kalkmadan, aynı salonda bu toplantıyı rahatlıkla yapacağız. Belki iletilemez diye düşündüğümüz kokularımız dahi iletilerek; sanki aynı havayı teneffüs ediyormuşçasına toplantılar yapacağız diye düşünüyorum. Demek ki küreselleşme, bir defa duvarları yıkıyor, sınırları kaldırıyor. Bunu hem düşünsel anlamda hem de fiziksel anlamda yapıyor. Bizim kutsallarımız var. Daha önceki dönemlerde tek bildiğimiz doğrulara göre bilim şudur diyorduk ve oydu. Bilim şurada yönetilir diyorduk ve oydu. Bilim şunlardan öğrenilir diyorduk ve oydu. Ama şimdi bilim nedir sorusundan başlayarak her şeyin tartışmalı olduğu ve bunların da yani bilimin hem üretilmesinin hem dağıtılmasının hem de tüketilmesinin aşırı derecede kolaylaştığı bir dünyada yaşıyoruz.


                             



 
 
.
Adres: Maltepe Üniversitesi 34857 Maltepe / İstanbul    Telefon: 0 850 346 4967   Faks: +90 216 626 10 93:  E-Mail : info@kunib.com